Türkiye ile ABD anlaştı. Amerikan yapımı savaşan şahin F16′ların kaynak kodları Türkiye’ye verildi. Türk savunma sanayiinin ürettiği her türlü silah, yazılım artık Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan savaş uçaklarına monte edilebilecek.
Savaşan Şahin F16 uçakları artık milli oluyor. Ankara yıllardır geliştirdiği silahları ve bombaları F16 uçaklarında kullanmak istiyordu. Uçakları üreten firmayla iletişim çabalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamamıştı. Yapılan görüşmeler sonunda istenen sonucu gösterdi.
F16′ların uçuş sistemlerini ve silahlarını tamamen kontrol eden bilgisayar programı Amerikan tekelinden çıktı. F16′lara modernizasyon yapılması için Amerika’daki firmadan izin alınması zorunluluğu kalktı. Aselsan’da üretilen yeni yazılımlar Obama yönetiminden onayın çıkmasının ardından savaş uçaklarına yüklenebilecek. Sadece Türkiye’nin değil, başka ülkelerin F16 savaş uçaklarının yenileme ve modernizasyon çalışmaları Türkiye’den gerçekleştirilebilecek.
Yeni anlaşmayla Türkiye’nin elindeki 250 adet F16′ların tanesi 5,2 milyon dolara modernize edilecek.
Burada akıllara bir soru gelebilir. Amerika’nın F16′larla işi bitti ve oradaki firma artık bu tür uçaklarla uğraşmıyor mu? Amerika artık F16′ları kendisi zaten kullanmıyor. Daha gelişmiş teknolojileri var. Türkiye’ye böyle bir iznin çok uzun zaman sonra çıkması da çok ilginç. Ayrıca Amerika’nın başka ülkelere sattığı teknolojik savaş araçlarının takibini de yaptığını biliyoruz. Anlaşılan o ki F16′ları takip etmeyi bırakmış.
Opel Ampera 2012 haziran’da yollarda görülecek. Şimdiden hazır ve İstanbul parkta ziyaretçilerini bekliyor. Opel’in Ampera Modeli tamamen elektrikle çalışıyor. Opel Ampera‘nın fişli hibrid otomobillerden ve normal otomobillerden ciddi farkları var. Hakiki bir elektrikli otomobil olduğunu söyleyebiliriz. Bu elektrikli otomobilin menzilini (range) artırmak için üzerinde çok ciddi bir jeneratör bulunuyor.

Elektrikli Otomobil İhtiyacı Nereden Geliyor?
Şehirlerin nüfusu günümüzde ciddi bir şekilde artmış vaziyette. Araçların emisyonları son derece kritik hale gelmiş durumda. Firmalar çok ciddi anlamda buna çözümler getirmek için ar-ge çalışmaları yapıyor. Öncelikle içten yanmalı motorların emisyon değerleri çok aşağılara çekildi. Diğer taraftan da elektrikli ve hibrid otomobillerde çok ciddi gelişmeler yaşanıyor.
150 beygir gücünde ve 370 Nm (newtonmetre) torka sahip. İçten yanmalı motorlarla karşılaştırıldığında 6 silindirli turbo dizel 3 LT motorun tork değerine eşit. Ayrıca elektrik motorlarının bir özelliği de bu torka sıfırdan itibaren anında ulaşılabiliyor.
İçten yanmalı motorlarda torku elde etmeniz için devri bulmanız gerekiyor. Yani belli bir süre geçmesi gerekiyor. Oysa ki elektrikli motorlarda böyle bir şeye ihtiyaç yok. Motoru çalıştırdığınızda anında 370 Nm torku alabiliyorsunuz. Bu da doğal olarak otomobilin hızla yol alabilmesini sağlıyor.

Opel Ampera‘da hem içten yanmalı motor var, hem de elektrikli motor var. Ayrıca 190 kg’lık ciddi bir akü grubu var. Lityum-iyon.
9 saniyenin altında 0′dan 100 km’ye ulaşabilmesi de bir elektrikli motor için gerçekten iyi bir değer.
Ampera’nın Elektrik Motoru ve Dağıtım Ünitesi
Elektrik motoru ve dağıtım ünitesi var. Otomobilin dağıtım ünitesi de son derece önemli. Normal ev tipi prizlerden 220-230 V 4 saatte maksimum şarja ulaşabiliyor. Sonra bunu tüketirken en önemli şey de otomobilin kullanım tarzı. Bunlar da göz önüne alındığında min 40 Km ile 80 km arasında hiç içten yanmalı motora ihtiyacınız olmadan kullanabileceğiniz %100 elektrikli bir otomobil Opel Ampera.

İçten Yanmalı Motor Sadece Bir Jeneratör Görevi Görüyor
80 km’yi geçince içten yanmalı motor çalışıyor. İçten yanmalı motor aküyü falan doldurmuyor. Sadece elektrik motoruna enerji sağlıyor. Yani her zaman elektrik motoru otomobil ittiriyor.
Bu otomobillerin fiyatları yeni teknolojiler olduğu için ve çok yüksek sayıda üretilip satılmadığı için yüksek. Hükümet bu otomobillere çevreyi koruduğu için vergi avantajı sağlayarak fiyatların düşmesini sağlayabilir, böylece elektrikli hibrid otomobillere tercih daha fazla olacaktır.
Opel Ampera Tanıtım Videosu
Opel Ampera‘yı çalıştırmak için kontağı çevirdiğinizde araç sessiz olarak çalışıyor. 30 kilometrenin altında giderken neredeyse sıfır ses ile ilerleyebiliyorsunuz. Otomobilin içine girer girmez elektrikli bir otomobil olduğu ekranlarından, göstergelerinden anlaşılıyor. Ön tarafta özellikle aracın yönetimi açısından detaylı bir konsol bulunuyor. Hem şık hem de fonksiyonel bir iç dizayna sahip Opel Ampera.
Orta konsoldaki bilgilendirme ekranında otomobil hakkında çok fazla bilgi göze çarpıyor. Otomobilin enerji politikasını buradan çok rahat izleyebilirsiniz. Akü, yakıt deposu…
Hibrid otomobiller de 2 tane güç ünitesi kullanıyor ancak bu araçlarda genel olarak %90 içten yanmalı motor daha ön planda. Bu otomobilde ise elektrik motoru esas alınmış. İçten yanmalı motor sadece jeneratör olarak kullanılıyor.
Aracınızın şarj fişini unutmadan yola çıkmayın. Elektrikli bir aracın en önemli parçalarından biridir.
Opel Ampera’da Vites Kutusu ve Tork
Elektrikli araçlarda vites kutusu işi de çok kolay. Tork yüksek olduğu için vites değiştirmeye gerek yok. Vites değiştirmenin esası diş çarklarıyla oynayarak torku değiştirmek olduğundan burada öyle bir ihtiyaç da yok. Küçük bir dişli yapısıyla bu vitese çözüm getiriliyor.
Opel Ampera ileri doğru ve geri giderken aynı hızlara ulaşabiliyor. Elektrik motorunun torku çok yüksek olduğundan herhangi bir vites kutusuna da ihtiyaç yok. Torku değiştirmeye ihtiyaç olmadığından tek dişli yetiyor. Bu dişli ileriye göre ayarlanmış. Geri gittiğinizde elektrik motorunun kutupları değişiyor ve dolayısıyla teorik olarak otomobil ileri gittiği hızla geri de gidebilir. 160 km maksimum hızı var aracın bu hızla geri gitme kapasitesine de sahip ancak sınırlandırıldığı için 60 km hıza ulaşabiliyorsunuz.
Bir otomobilin rüzgar direncinin olmaması gerekir. Elektrikli bir otomobil olduğu için bu özelliğinde tasarıma daha fazla dikkat edilmiş. Bu direncin yüksek olması akünün çabuk bitmesi, elektrik performansının düşmesine sebep olabilir.
İlginç bir özellik daha bu Opel Ampera’da egzoz yok. Baktığınız zaman şaşırabilirsiniz “Egzozu nerede acaba” diye. Ancak egzoz yok.
Japon Robot ASIMO yenilenen özellikleriyle basının karşısına çıktı. Artık daha akıllı olan ASIMO yeni hünerlerini sergiledi.
Asimo ilk kez 2000 yılında insanların karşısına çıkmıştı. Asimo en son haliyle daha akıllı ve daha fazla hareket kabiliyetine sahip. Honda firmasının üzerinde çalışıp geliştirdiği Robot Asimo artık daha hızlı koşuyor, düz olmayan zeminde kendini dengeleyebiliyor, tek ayak üstünde zıplayabiliyor ve kutudan bardağa meyve suyu boşaltabiliyor. Asimo saatte 5.5 mil hızla koşabiliyor. Asimo yaklaşık 48 kilogram ağırlığında.
Ayrıca ellerini daha rahat kullanabildiği için işaret diliyle de konuşabiliyor.
Robot Asimo aynı anda konuşan 3 kişinin sesini de ayırt edebiliyor. Hatta Fukuşima nükleer santralindeki gibi bir krizde görev alabileceği de söyleniyor.
Robotun daha fazla gerçek insan hareketlerini yapabilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Robot sadece nükleer santrale girmekle yetinmeyecek, aynı zamanda insanların giremeyeceği tehlikeli yerlere de girebilecek.
Robotlara ilişkin çalışmalarını sürdüren Japon firmalar, ülkenin hızla yaşlanan nüfusunun ihtiyaçlarını bu teknolojik gelişmeyle karşılamayı planlıyor.
Teknoloji artık sınır tanımıyor. Telefonlar günlük hayatımızı kolaylaştırmanın yanı sıra artık hastalıkların teşhisini de sağlıyor. Akıllı telefonunuza taktığınız dermaskop cihazı aracılığıyla deri hastalığı teşhisi kolaylaşıyor. Cihazı akıllı telefonunuza takıyorsunuz. Deri kasnserini 2 dakikada teşhis etme şansınız oluyor.
Teknolojinin geldiği son nokta insanları şaşırtıyor. Öyle ki akıllı telefonlarımız artık hastalıkları teşhis eder seviyeye geldi. Deri üzerindeki belirtiler ve hastanın anlattıkları deri kanserinin teşhisinde hayati önem taşıyor. Ancak bir de gözün net göremedikleri var. Derideki olayı biraz daha ayrıntılı görmek için kullanılan el dermaskopu akıllı telefonlara uyarlandı.

Aşağıda resimde göreceğiniz, akıllı telefonunuza takılan aparat sayesinde risk taşıyan bölgenin fotoğrafını ayrıntılı bir şekilde çekebiliyor ve uzman doktora gönderebiliyorsunuz. Uzman kişi de o bölgenin resmine bakarak kanser taşıyıp taşımadığı konusunda bilgi verebiliyor. Bu uygulama 2 dakikanızı alıyor. Üstelik yalnızca deri kanseri için de geçerli değil. Derinizde bulunan ve şüphelendiğiniz her türlü lezyonun fotoğrafını çekip dermatologunuza gönderebiliyorsunuz. Yüzünüzdeki akneler hakkında dahi bilgi alabilirsiniz. Derideki kabarıklıklar, kirler…

Hatta akıllı telefonunuza yükleyeceğiniz bir yazılım yardımıyla fotoğrafını çektiğiniz bölgenin riskli olup olmadığını da öğrenebiliyorsunuz. Ancak bir uygulamaya güvenmek şimdilik mantıklı görünmüyor, bu sebeple uzman dermatoloğunuza danışmadan herhangi bir uygulamaya girişmeyin.
Görme engelli vatandaşların hayatını kolaylaştıracak bir teknoloji daha. Gaziantep Üniversitesi ve KOSGEB’in kurduğu 4 kişilik ekip 6 yıllık bir çalışmanın ardından sesli gözü üretti. Kulaklıklı bir gözlük ve cep telefonu büyüklüğündeki alıcısıyla sesli gözlük görme engellileri istediği yere götürecek.

Bu cihaz görme engellilere ortamı tanımlıyor, gideceği yeri tarif ediyor. Görme engelli kişilerin bulundukları ortamı sesli olarak algılamalarını sağlıyor. Engelli kişi, başını çevirdiği taraftaki kapıları, binaları, sokakları ve bunlarla ilgili bilgileri sesli gözlük ile duyabilecekler.
Sesli gözün kulaklı bir gözlük ve cep telefonuna benzer bir alıcıdan oluştuğunu oluştuğunu belirtmiştik. Alıcının çalışabildiği yerler de sesli göz vericilerinin yerleştirildiği kurumlar. Bu kurumlarda görme engelliler yolunu kolayca bulabiliyor.
Gaziantep Üniversitesi’nin çeşitli birimlerine ve tıp fakültesine uygulanacak ve devamında da Gaziantep’in binalarına uygulanacak.Türkiye’nin tüm kurum ve binalarına sistemin uygulanması mümkün.
Proje sorumlusu ve Ar-Ge uzmanı Kemal Karaoğlan iddialı. Şu an seri üretimine başlanan ürün dünyadaki benzerlerinden çok farklı. Tamamen Türkiye’ye ait özgün bir üretim. Maliyeti de oldukça düşük. Bir cep telefonundan daha ucuza mal ediliyor.

Cep telefonu üzerindeki ÖTV vergisinin artması fiyatları yükseltince vatandaşlar da çin malı cep telefonlarına yöneldiler. Birçok kişinin elinde marka cep telefonlarına tasarım olarak çok benzeyen fakat özellik olarak çok uzağında kalan, bu sebeple çok ucuz olan çin malı cep telefonları görüyoruz.
Bu cep telefonlarının Türkiye’deki miktarı son zamanlarda çok arttı. Açıkçası denetimlerinin de çok iyi yapılmadığını düşünüyorum. Sağlık açısından zararlı çin malı telefonları da geliyor olabilir. Bu nedenle çok dikkatli olmalısınız çin malı cep telefonlarını alırken.
Apple, Nokia, Samsung gibi ünlü markaların birebir aynı görünümünü yapan ancak işletim sistemleri farklı olan çin malı cep telefonlarının görünümüne aldanmamak elde değil. Bunların arasında normal cep telefonları da var, akıllı telefon olanları da. Akıllı telefonlarda özellikler biraz düşük olsa bile genelde Android işletim sistemi kullanmayı ihmal etmiyorlar. Bu telefonların özellikle işlemci ve görüntü kalitesi düşük oluyor. Fakat çok çeşitli oluyor. Özellikle Çift Sim Kartlı modelleri de Akıllı telefonlardan sonra en çok tercih edilenler.
Teknobook.Net‘e de Çin Malı Cep Telefonu tanıtım yazılarını okumaya gelen birçok ziyaretçimiz oluyor. Mesela Çin Malı iPhone 5‘i inceleyebilirsiniz.
Bu uzun girişten sonra Çin malı cep telefonların en çok tercih edilmesine sebep olan ucuz olmaları özelliğine bir göz atalım. Fiyatları Dealextreme.com sitesinden aldığımı da belirteyim. Bu site Türkiye’ye ve dünyanın heryerine çin malı ürünleri ücretsiz kargo ile göndermektedir. Ancak Türkiye’ye buradan cep telefonu girişi yasak. Giriş olduğu zaman da fiyatlar zaten çok da değişmiyor. Çünkü ithalatçılar bu telefonları toptan alınca gerçekten makul indirimlerle alıyorlar.
QWERTY Klavyeli Çin Malı Cep Telefonları

Nokia E5 ve C3 gibi modellere çok benzeyen bu telefonun fiyatına inanamayacaksınız. Türkiye’ye cep telefonu giriş izni olsa ücretsiz kargo ile yurtdışından 40 dolar fiyata bu telefona sahip olabilirsiniz.
Özellikleri:
86 gr / Televizyon-Radyo / 2 inç Ekran / 8 GB microSD / Bluetooth /USB / Ön ve Arkada Kamera / MP3-3GP-MP4-JPG-TXT Desteği
3 SIM KARTLI İnanılmaz Çin Malı Telefon

Çinliler 2 sim karttan sonra 3 sim kartlı telefonları ile de piyasayı kapattılar.
Bunun özellikleri de bir öncekiyle 3 sim kartı ve ağırlığı haricinde aynı. Fiyatı da 46 dolar.
113 gr / 3 Sim kart / Televizyon-Radyo / 2 inç Ekran / 8 GB microSD / Bluetooth /USB / Ön ve Arkada Kamera / MP3-3GP-MP4 Desteği
Bir Telefon Nokia N8′e Bu Kadar mı Benzer?
Fiyatı mı? Nokia N8′in yanından bile geçmiyor. Bu çakma telefon sadece 58 dolara alınabiliyor.
Çin Malı Akıllı Cep Telefonları / Android İşletim Sistemi İle Çalışanlardan
Gerçekten göze hoş gelen bir cep telefonu. Özelliklerinin çok büyüleyici olmasını beklemeyin. Onlar da fiyatına göre. Bu çin malı androidli akıllı telefon 150 dolara satılıyor.
Özelliklerine bakınca Çinlilerin Gramı 1 Dolardan Akıllı Cep Telefonu sattığını göreceksiniz.

Özellikleri:
“Çöpçüler Kıralı, Neşeli Günler, Tosun Paşa…” İzlemeye doyamadığımız yeşilçam klasikleri artık ekranda daha net seyredilebilecek. Filmler teknoloji restorasyondan geçiriliyor.
Onlarca kez izledik. Kahkahalarla güldük. Hala ekranlara geldiğinde ilk defa izliyormuş gibi sıkılmadan eğleniyoruz. Geçen yıllar izlenme oranlarını azaltmasa da görüntü kalitesine zarar veriyor. İletişim teknolojisindeki gelişmeler yeşilçam klasiklerini onarma ve gelecek nesillere aktarma fırsatı sunuyor. İşe seyretmeye doyamadığımız Neşeli Günler, Çöpçüler Kıralı, Tosun Paşa gibi Ertel Eğilmez klasiklerinden başlandı. Artık onlar da yüksek yayın kalitesiyle ekranlarda olacak.
Teknolojik Restorasyon Nasıl Yapılıyor?
Önce filmlerin bütün kareleri taranıyor. Yıpranmış, hasar görmüş kısımları, üzerindeki hataları tararken, dijital ortama aktarırken belirleniyor. Manuel olarak kare kare hatalar düzeltiliyor. Üzerindeki tahribat silinen filmler adeta yeni çekilmiş gibi oluyor.
Tozları, lekeleri ve çizikleri temizlenen filmler, başka bilgisayarlarda da renklendiriliyor ve son çıktıya hazırlanıyor.
Yılların filmlerde meydana getirdiği yıpranmışlıkla onları artık görmeyeceksiniz. Yeşilçam Klasikleri artık yüksek çözünürlükte ekranlarımıza gelecek.
Bu proje kapsamında 49 filmin iki yıl içerisinde restore edilmesi hedefleniyor.

Bir Alman havacılık şirketi dünyanın ilk elektrikle çalışan, insan taşıyan ve çok pervaneli hava hava aracını geliştirdi.
Her birinin ucuna birçok pervane yerleştirilmiş birçok çubuğun merkezine pilotu yerleştiren araç 1 saate kadar havada kalabiliyor.
Almanya’nın güneybatısındaki bir iniş pisti. Hummalı çalışmaysa uçlarında motorla ve pervane olan, merkezde birleştirilmiş çubuklardan oluşan multikopter cinsi çevreci bu hava aracının ilk kez denenecek olmasında. İnsansız hava araçlarında olduğu gibi uzaktan kumanda ve radyo dalgaları ile de yönlendirilebilen taşıt merkezindeki bir kürenin üzerindeki tek kişilik koltuğa oturan pilot tarafından kullanılıyor.
Multikopter şarj edildikten sonra hız ve yükseklik durumuna göre 30-60 dakika havada kalabiliyor. Üreticilerine göre idare etmesi bir otomobil kadar kolay olan bu araç uçuşun geleceği olacak. Daha da önemlisi şu ana kadar üretilen en çevreci hava aracı.
Elektrikli multikopterin ilk ticari versiyonunun önümüzdeki birkaç yıl içerisinde satışa çıkarılması bekleniyor.

Samsung 2011 IFA fuarında yeni çıkaracağı cihazı Galaxy Note’u gösterdi.
5.3 inç HD Super Amoled dev ekrana sahip bir cep telefonu. Aslında cep telefon da diyemeyiz ona. Pek de cebe girecek bir telefona benzemiyor.
Zaten Samsung reklamda da istediğiniz gibi kullanın diyor. İster tablet, ister akıllı telefon.
Merak edeceğiniz konulardan biri cihazın satış fiyatı 890 dolar olacak
Galaxy Note yanında özel bir kalem ile geliyor. Galaxy Note adından da anlaşılacağı üzere bu özel kalem ile telefon ekranında çizimler yapabiliyorsunuz ve not alabiliyorsunuz. Yazının sonuna ekleyeceğimiz tanıtım videosunda ne kadar ilginç ve güzel bir özellik olduğunu göreceksiniz.

Galaxy Note cihazı 1.4 GHZ çift çekirdek ARM işlemciye sahip.
Yapancı bir internet sitesinden okuduğuma göre uygulamalar hızlı bir şekilde açılıyormuş ancak, internet tarayıcısı açılırken azcık kasılma oluyormuş.
5.3 inçlik büyük WXGA ekranı 1280×800 çözünürlüğe sahip. Samsungun bütün akıllı telefonlarındaki gibi Amoled teknolojisi renkleri çok canlı gösteriyor.
Samsung Galaxy Note Android 2.3 Gingerbread işletim sistemi ile geliyor.
Led Flaşlı 8 Megapiksel bir arka kamerası ve 2 mp ön kamerası var.
Galaxy Note çok iyi kalitede video çekimi yapabiliyor. 1080p FULL HD video kaydı yapabiliyor.
Cihazın telefon özelliği taşıdığını da unutmamak gerekir. Tabi bu 5.3 inçlik bu büyük levhayı kulağınıza götürebilirseniz. Kulağınıza tuttuğunuzda gerçekten acayip duruyor.
Ancak şunu da es geçmemek gerekir ki cihaz gerçekten ince. Galaxy S2 gibi. Azcık daha kalın tabi. Galaxy S2 8.49 mm iken Galaxy Note 9.65mm kalınlığa sahip.

Ayrıca bu büyük ekranı çalıştırmak için çok fazla güce ihtiyaç vardır değil mi? 2,500mAh pil de 9.65 mm kalınlığa sığdırılıyor.
Cihazın 16 GB ve 32 GB versiyonları bulunuyor.
Ağ erişimi olarak da HSPA+, 3G, 4G, 802.11a/b/g/n Wi-Fi bağlantısını destekliyor.
Galaxy Note‘un özel hale getirenlerden biri de “S Pen” adlı ekran kalemi.
Samsung Galaxy Note Tanıtım Videosunu Aşağıdan İzleyebilirsiniz.